Toplumsal dönüşüm sessiz başlar… Bazen bir çocuğun ailesiyle kurduğu köprüde, bazen görünmeyen hayatları görünür kılma çabasında.Sağır anne ve babanın kızı olarak başladığı yolculuğu, bugün dezavantajlı bireyler için sürdürülebilir projelere, erişilebilir içeriklere ve farkındalık yaratan belgesellere dönüştü. İşaret dilinden ilhamla, yalnızca iletişim kurmakla kalmayıp bir değişim hareketine öncülük eden Nurben Kendirli, sosyal girişimcilik vizyonunu ve bu alandaki mücadelesiniAnkara Life Dergisiile paylaştı. İyi okumalar dileriz.

Nurben Hanımsizi yakından tanıyanlar, işaret diliyle başlayan yolculuğunuzun bugün dezavantajlı bireyler için ilham veren bir sosyal girişime dönüştüğünü biliyor. Peki, bu hikâye nasıl başladı? Kimdir bu yolculuğun arkasındaki kadın?

Ben sağır anne babanın çocuğuyum. Çocukluğumda hep onların yerine konuşmak zorundaydım, kardeşimle ilgilenmem gerekti. Bu yıllar bana, sessizliğin hem ne kadar ağır hem de güçlü bir dil olabileceğini öğretti. İşaret dili tercümanı olarak başladım ama zamanla yalnızca çeviri değil, daha büyük bir dönüşüm gerektiğini fark ettim. Erişilebilir medya içerikleri ürettim, platformların işaret diliyle daha kapsayıcı hale gelmesi için projeler geliştirdim. Kendi çocukluğumdan biliyorum ki ses duyulmazsa hayat eksik kalır.

Hem sahada birebir çalışan bir işaret dili tercümanı hem de belgesel projeleriyle toplumda farkındalık yaratan bir girişimcisiniz. Bu iki alanı bir araya getirme fikri nasıl doğdu, sizi ne harekete geçirdi?

İşaret diliyle büyümek, bana farklı bir dünyanın kapısını araladı. Sahada tercümanlık yaparken, insanların sessizce yok sayıldığını gördüm. Özellikle engelli bireylerin eğitim haklarına erişemediğini yaşadım. Zamanla fark ettim ki sorun yalnızca iletişim değil, görünmezlikti. İnsanların hikâyeleri paylaşılmadıkça gerçek değişim olmuyordu. Bu yüzden belgesel projeleriyle hem engelli bireylerin hikâyelerini görünür kılmak hem de toplumun tümüne dokunmak istedim.

Kadın girişimciliği denince akla genellikle teknoloji veya moda alanları geliyor. Oysa siz toplumun görünmeyen yüzüne dokunan bir alanda üretim yapıyorsunuz. Bu alandaki kadın girişimci olmak size neler kattı, nelerle mücadele ettiniz?

Kadın girişimci olmak zaten cesaret ister; ama engelli bireylerin dünyasında üretim yapmak daha da zorlayıcıydı. Başlangıçta projelerime destek bulamamak ve anlaşılmamak gibi zorluklar yaşadım. Ancak kadın olmanın getirdiği empati, sabır ve yenilik arayışı bana büyük bir avantaj sağladı. Zorluklar, beni daha yaratıcı ve kararlı yaptı. Kadın olmak, bu alanda beni güçlendirdi.

Engelli bireylerin sesi olma yolunda attığınız adımlar büyük takdir topluyor. Peki önümüzdeki dönemde, hem bireysel vizyonunuzda hem de projelerinizde bizleri nasıl bir gelecek bekliyor? Girişimci kimliğinizle yeni hedefleriniz neler?

Hedefim, erişilebilir içerikler üretmenin ötesinde, bu alandaki standartları yükselten bir ekosistem kurmak. Daha fazla dijital platformun ve kurumun erişilebilirlik konusunda sorumluluk almasını sağlamak istiyorum. Belgesel projelerinde ise engelli bireylerin hikâyelerini görünür kılmayı, gençlerin bu alanda rol model bulmasını sağlamayı hedefliyorum. Sosyal girişimimi büyüterek daha çok kişiye ulaşmayı planlıyorum. Hayalim, her bireyin hikâyesinin toplum hafızasında yer bulduğu bir dünya görmek.